Hasan

Iri yari bir adam kahveye girmis.
- Hasan cimdur?
- Penum, demis adamin biri.
Adam bu adami bir güzel pataklamis ve yüzünü gözünü kan içinde birakmis.
Sonrada çekip gitmis. Adam gittikten sonra dayak yiyen adam baslamis gülmeye. Kahvedekiler sasirmis ve hemen sormuslar:
- Ya o kadar dayak yedin, yüzün gözün kan içinde. Ne diye durmus gülüyorsun
simdi.

- Penum adim Hasan tegul Temel, nasil kandurdum o enayi adami ama....

Önlem almak

Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanlari bir bakmis
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apiyorsunuz, demis.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo paga.
- Peki Cemal'in kulaklarindaki pamuk ne?
Temel:

- Mektubu tuymasin diye....

Maske

Temel bir maskeli balonun yarismasinda kompozisyonuyla birinci gelmis. Çirilçiplak, kafasinda gaz maskesi, elinde bir demet çiçek ve orasinda sallanan bir prezervatif. Jüriye göre: Çiplaklik fakirligi; Gaz maskesi hava kirliligini;
Prezervatif de bedensel kirliligi simgeliyormus. Bir demet Çiçek ise dogayi simgeliyormus. Hayir diye itiraz etmis Temel.
- Punu temek istemistum. Kaput kullanmak, çiçegi gaz maskesiyle koklamaya

penzer.

Süzme

Temelin 8 tane çocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak,
geri zekaliymis. Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler.Durumu
anlatmislar. Böyle böyle biz artik çocuk istemiyoruz demisler. Doktor
bunlara 1-2 kutu prezervatif vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis
yollamis. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamis
Temel kara kara düsünmeye baslamis . Ne yapsak ne etsek diye Fadime "Dur ben sana dantelden örüvereyim demis" Ölçüyü falan almis 1-2 gün içinde örmüs. aradan 9 ay geçmis Temel ile Fadimenin 1 çocuklari daha olmus. Zamanla çocuk büyümüs, 9-10 yaslarina gelmis. Ama nasi bi çocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sinavlarda birinci, sporda tüm sehrin en iyisi, Köyün en zeki, atilgan çocugu olmus.
Bir gün Temel kahvede otururken sormuslar :
" Ya Temel senin 9 çocugun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasil oluyor da
bu kadar akilli oldu?" Temel gerine gerine cevap vermis :
" Süzme o, süzme."

Vampir Temel

Bir tepenin ardinda 3 tane vampir duruyormus.. Adlari Hank , Frank ve tabii
ki Temel .. Hank benim karnim acikti bir söyle uçayim da karnimi doyurup geleyim demis . Bu uçmus bi 15 dk sonra geri gelmis agzi burnu kan içinde
Bizimkiler nerden buldun? diye sormuslar .
O da"Surda sirali isiklar var ya demis iste orda tombik bir kadin yatiyordu .. Daldim basta çok debelendiama sonunda teslim oldu" demis ..
Frank da ben bi karinimi doyurayimdeyip o da uçmus. Oda 15 dk sonra geri gelmis ..Tabii ki onunda agzi burnu kan içinde!
Ona da sormuslar nerden buldun diye.
O da "Surda 3 tane isik var ya demis, iste orda bi adam buldum bende onun kanini içtim geldim demis . En son bizim Temel bende karnimi doyurup da geleyim demis .. O da uçmus fakat hemen gelmis, üstelik agzi burnu kan içinde. Bunlar merak edip sormuslar sen ne kadar hizlisin bu kadar çabuk nasil buldun demisler . Bizim Temel de
"Surda direk var ya demis gördünüz mü?"
Onlar da evet demisler .
"He iste ben o diregi görmedim de"

Temel'in Gazetesi

Temel bir dag basinda oturuyormus ve en büyük zevki günlük gazete okumakmis fakat tembelmis ve gazete alabilecegi tek yer oturdugu dagin etegindeki bakkalmis.Bu is için hep Fadime yi gönderirmis. Fadime bir gün sikilmis ve pazartesi günü 7 tane o günün gazetesinden almis. Ve pazartesi günü bir gazete verip digerlerini saklamis. Ertesi gün Temel gazete isteyince dün aldigi gazetelerden birini ben çikiyorum deyip islerini hallettikten sonra çikarip vermis. Çarsamba günü yine Temel gazete istemis Fadime yine islerini halledip temele gazeteyi vermis. Persembe günü yine Temel gazete istemis Fadime yine vermis. Aksama dogru Temel Fadime yi çagirip "Fadime" demis.

"Dünyada ne salak insanlar var; dört gündür ayni adam ayni yerdeki agaca arabasini çarpiyor".

Burasi Amerika

Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu,da!"
Dursun hafifçe gülmüs. "Temelim burasi Amerika! Bura da her birsey büyük!"
Yola çikmislar, Dursun'un çiftliginin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!"
Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temelim burasi Amerika! Burada her birsey büyük!"
Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye baaarmis. "amma büyük masa, da!"
Dursun'un sesi gelmis "Temelim burasi Amerika! Bura da her birsey büyük!"
Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun:
"Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis.Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik dügmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bagirmaya baslamis:

"Sifonu çekmeyiiin!!Sifonu çekmeyiiin!"

Fren sistemi

Bir gün Temel,Italyan ve Fransiz fren testi yapiyorlarmis.Italyan Ferrari ile duvara 1cm kala durmus. Italyan: Benim arabamda ABS var demis.
Fransiz Audi ile duvara 1mm kala durmus. Fransiz:Benim arabamda ASR var demis.
Sonra Temel Dogan ile duvara geçirmis.Temeli kan revan içinde arabadan çikarmislar. Italyan ve Fransiz:Senin arabanda hangi fren sistemi var demisler.

Temel:Benim arabada ASD (Anasini Satsan Durmaz)sistemi var demis.

Eyaletlerin Hikayesi

Temel ile Idris çok eskiden bir yolculuga çikmislar.Temel'in arkasinda saz, Idris'in sirtinda azik, Asya'yi geçip, Amerika'ya gelmisler. Burada dolasirken birden etraflarini Kizilderililer sarmis.
Napicaz derken Temel:
-"Ben sazimi çikartip çalayim, bunlar böyle bir sey görmemislerdir,"deyip baslamis saz çalmaya. Temel'in saz calisini duyan bütün Kizilderililer son hizla kaçmislar.
Bunun üzerine Idris:
-"Buraya bir tek saz yetti, buranin adi TekSaz olsun" demis.
Gene yola koyulmuslar. Bir gün yine Kizilderililer etraflarini sarmislar,
Temel gene ayni taktik saz çalmis. Sazi duyan yerliler iyicene sinirlenip üzerlerine yürümeye baslamislar Temel ile Idrisin.
Bunun üzerine Idris güzel bir yellenmis. Kokuya dayanamayan Kizilderililerin hepsi vin.
Temel:
-"Buranin adi da Laz VeGaz olsun bari," demis.
Dolasmaya devam ederlerken gene Kizilderililer saldirmislar. Temel baslamis saza, ama sazi duyan Kizilderililer çok sinirlenip almislar sazi, Temelin uygun bir yerine monte etmisler ve gitmisler. Bunun üzerine Idris:

-"Buranin adi da ArkanSaz olsun".

Tetris

Temel arkadaslarini toplamis, yüksek bir binanin önüne gelmisler. Arkadaslari
binanin üstüne çikmislar. Temel asagidan bagirmis :
- Dursun, sen tek koluni aç, öyle atla!..
Dursun atlamis, gebermis. Temel yine bagirmis :
- Cemal, sen iki koluni de aç, öyle atla!..
Cemal de atlamis, o da gebermis. Temel bagirmis :
- Idrus, sen kollarini açma, öyle atla daa!..
O da atlamis, gebermis. O sirada oradan geçen bir adama bu hareketler garip
gelmis ve Temel e sormus :
-Kardesim siz ne yapiyorsunuz?
Temel yanitlamis :

-Tetris oynayruz...

Leonardo di Caprio

Amerikada zencinin biri pasaportunu kaybetmis, aksilik ya, o gün de Türkiye ye
uçacak.. Kara kara düsünürken yolda bi pasaport bulmasin mi... Hemen almis
yerden, bi bakmis ki Leanardo di Caprio nun pasaportu...
"Ne olursa olsun" demis ve sansini denemeye karar vermis, çikarmis Leonardo
nun fotografini, kendi fotografini yapistirmis. .. Uçmus Türkiye ye, Atatürk
Hava Limani nda görevli gümrük memuru Temel in karsisina geçmis. Temel almis
pasaportu, adamin ismine bakmis; "Leonardo di Caprio", fotografa bakmis, bi
zenci, adama bakmis ayni zenci... Bir kaç saskin bakistan sonra öbür masaya
seslenmis :

- Ula Cemal, bu titanik batmis miydi, yanmis miydi?..

Makinist

Temel, birgün trende makinistlik yaparken tren devrilir ve trende bulunan 400
yolcu ölür.Temel sans eseri kurtulur, amirleri Temel i bulup sorarlar:
- Temel, anlat bakalim kazayi nasil yaptin?
- Tam olarak söyle efendim; yolumuzda güzel güzel giderken, raylarin üstünde
olan birini fark ettim, o kadar siren çalmama ragmen çekilmedi ve kaza oldu...
- Eh be oglum, 400 kisiyi öldürecegine o adami ezip kurtulsaydin ya...
- Evet amirim, ben de aynen öyle yaptim, 400 kisiyi öldürücegime o adami
eziyordum ki son anda kaçti... Bende mecburen treni yoldan çikartip pesine

düstüm. Sonra olanlar oldu iste...

Medeniyet

Gümrük kapisindan bir Ingiliz, bir Fransiz ve bir Türk geçmek için bekliyorlarmis.
Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye baslamis. Önce Ingiliz in valizine
bakmislar. Içinden 7 adet don çikmis. Hemen sormuslar Ingilize :
- Niye 7 tane?
- Haftanin yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Sali, Çarsamba...
Gümrük görevlileri, "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizlige bak
adamlardaki. " diyerek Ingilizi takdir etmisler. Sira Fransiz in valizine gelmis,
açmislarbakmislar 8 tane don. Hemen Fransiz a sormuslar :
- 7 yi anladik da niye 8?
- Pazartesi, Sali, Çarsamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne yedek...
Gümrük görevlileri yine, "Vay be! Adamlardaki temizlige medeniyete bak!"
demisler.Sira Temel e gelince açmislar bakmislar tam 12 adet don. "Vay be!
Ne varsa bizim insanimizda var. Su medeniyete, su temizlige bak!" Sormuslar :
- Neden 12 adet?

- Ee, neden olicak 12 ay vardur... Ocak, Subat, Mart,..:-)

Kayinvalide

Temel kayinvaldesini hiç sevmezmis ama her gittigi yere kayinvaldesiyle
gidermis. Temel in arkadaslari birgün temel e :
- Ula Temel, "kayinvaldemi sevmiyorum" diyesun ama her gittigin yere onunla
gideyusun... Bu nasil isdir daaaa?..
Temel cevaplar :
- Çünkü her eve geldigimde onu öpmekten kurtulayurum da ondan..

Kamyoncu Temel

Temel in eski bir bmc kamyonu vardir. Yolda giderken kirmizi isik yanar ve frene
basar. Kamyon durmaz önünde giden son model BMW ye çarpar. Temel hemen
atlar, söföre yalvarir :
- Aman abi affet, sen zengin adamsin, seni etkilemez, ama ben ömür boyu
çalissam ödeyemem.
Adam Temel e acir ve affeder. Yollarina devam ederler. Ileride yine kirmizi isik
yanar. Temel kamyonu yine durduramaz. BMW yi hurdaya çevirir. Yine atlayip
yalvarmaya baslar :
- Aman abi, benim çocuklarim var, affet. Zaten arabana çarpmistim, hasar
biraz daha büyüdü sadece.
Adam Temel e yine acir ve :
- Tamam, gözüme görünme, bas git...
Yollarina devam ederler. Yine kirmizi isik yanar. Temel BMW ye yine gömer. Bu
sefer kafasinicamdan çikarip, bagirir :

- Benim abi benim, devam et...

Temel in Hayat Görüsü

Biletine büyük ikramiye çikan Temel i üç ay sonra bakkal kasap ve borçlu
oldugu diger esnaf yolda çevirmis.
- Ula Temel, sana büyük ikramiye çiktigi halde üç aydir niye borcunu
ödemeysun?
Temel siritarak yanitlamis :

- Zencun oldi, degisti demesunlar diye...

Plaka

Temel birgün barda oturuyormus. Dursun kosa kosa yanina gelmis.
- Temel arabani çaliyorlar demis.
Temel kosa kosa gitmis. Döndügünde Dursun sormus :
-Ne oldu ? Yakalayabildin mi ?
Temel :
-Yakalayamadim ama plakasini aldim.

Duz Mantik

Temel bir yarışmaya katılır ve kazanır. Kendisine bir kitap hediye edilir. Kitabın adı da "Düz Mantık" tır. Temel hediyeyi alırken sorar;

-Bu kitapta ne yazıyor?

-Okuyunca öğrenirsin...

-Ben onunla uğraşamam, anlat bakiim sen bana.

-Pekala. Bak şimdi; senin evinde akvaryum var mi mesela?

-Evet var...

-O zaman içinde su da vardır?

-Evet var...

-İçinde su varsa balık da vardır?

-Evet var...

-Balık varsa hayvanları da seviyorsundur sen?

-Evet...

-Hayvanları seviyosan insanları da seversin herhalde?

-Evet...

-O zaman senin sevgilin de vardır?

-Evet var.

-Yaşlı görünüyorsun o zaman sen evlisindir?

-Evet.

-E karın olduğuna göre de, homoseksüel değilsindir?

-Evet.

-Bak gördün mü? Düz mantık buna denir işte...

Temel çok etkilenir. Kitabı alır koltuğunun altına eve doğru giderken Dursun'u görür...

Dursun sorar; 

-Temel o ne?

-Düz mantık kitabı!

-Nası bişey bu anlat bakiim...

-Bak şimdi; sizin evde akvaryum var mı?

-Yook!


-O zaman sen i*nesin...

Zuppe Satici

Gariban bir köylü şehre inmişti. Büyük bir mağazada iki kişinin karşılıklı oturup konuştuklarını gördü. İçerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir şey görünmüyordu. Merak etti ve içeri girdi:

- Selamünaleyküm ağalar.

- Aleykümselam hemşerim ne istiyorsun?

- Merak ettim acaba burada ne satıyorsunuz?

Köylü ile dalga geçmek isteyen satıcı sırıtarak cevap verdi:

- Eşek satıyoruz.

Köylü de taşı gediğine yerleştirdi:


- Sadece ikiniz misiniz yoksa daha var mı ?

Sarışın İle Golf


Bir cumartesi sabahı.. İki genç kadın golf oynuyorlar. Sarışın olanı topu dikmiş sopayı öyle bir savurmuş’ki top havada kurşun gibi uçmuş, öbür delikte golf oynayan bir erkeğe o hızla çarpmış.. Kadınlar dehşet içinde, erkeğin iki elini bacaklarının arasında kelepçeleyip iki büklüm kaldığını görmüşler. Sarışın hızla oraya koşmuş ve özür dilemeye başlamış.. 
– ”Lütfen izin verin size yardım edeyim ben bir fizik tedavi uzmanıyım ve eğer izin verirseniz çektiğiniz acıyı azaltabileceğimi biliyorum”. 
– ”Yooo.. Yooo.. Gerek yok” diye inler gibi konuşmuş adam, elleri hala bacaklarının arasında kelepçeli.. 
– ”Önemli değil birkaç dakika içinde düzelirim merak etmeyin”. Sarışın ısrar etmiş öyle ısrar etmiş’ki adamİ; 
– ”Peki” demiş sonunda.. Kadın çok yumuşak hareketlerle adamın ellerini birbirinden ayırıp iki yana sarkıtmış önce. 
Sonra adamı çimlere uzatmış. Pantolonun kemerini gevşetmiş.. Elini içeri sokmuş ve masaj yapmaya başlamış biraz sonra sormuş; 
– ”Şimdi nasıl hissediyorsunuz kendinizi”. 
– ”Harika” demiş adam. 

– ”Harika hissediyorum ama baş parmağım hala fena halde zonkluyor”..

37 İnç Televizyon


Bir gün sarışın kadının biri süslenmiş püslenmiş sokağa çıkmış gidiyor. İlerlerken beyaz eşya satan bir dükkana giriyor. 
Havalı bir şekilde dükkanda biraz turladıktan sonra genç kasiyer yaklaşıp; 
-Şurdaki 37 Ekran Tvnin fiyatını öğrenmek istiyorum. 
Kasiyer; 
-Kusura bakmayın hanımefendi ama sarışınlara satış yapmıyoruz, der.
Bunun üzerine kadın sinirlenir ve dükkanı terkeder. Bir hafta sonra kadın saçlarını siyaha boyatır ve koyu bir makyaş yaparak kendini esmerleştirir. Aynı dükkana gene gelir. Dükkanı yine turlar ve kasiyere sorar; 
-37 ekran Tv satın almak istiyorum. Fiyatı ne durumda acaba? 
Kasiyer; 
-Çok üzgünüm sarışınlara satışımız yoktur.
Kadın bunu duyunca çok sinirlenir ve ayrıca çok merak eder kasiyerin kendisini nasıl tanıdığını. Bu merakla sorar. 
-Beyefendi bu gelişimde saçımı boyattım makyajımı değiştirdim ama siz beni tanıdınız. Nasıl oldu bu?
Kasiyer cevap verir; 

-Çok basit hanımefendi, o baktığınız 37 ekran Tv değil, mikrodalga fırın.

Aptal 3 Sarışın


Üç sarışın, detektif olmak üzere polis teşkilatına müracaat etmişler. Yapılması icap eden bir sürü imtihandan birini idare etmek işi Komiser Kâzım’a düşmüş. Komiser Kâzım birinci kıza beş saniye müddetle bir dosyadan çıkarttığı bir resmi göstermiş ve; 
– ”Söyle kızım bu bir suçlunun resmi, bu adamın bariz ne özelliği var? Bunu ileride nasıl tanırsın?”. 
Kız şöyle bir durmuş ve; 
– ”Çok kolay adam tek gözlü”. 
Komiser Kâzım resme bakmış ve; 
– ”kızım bu resim profilden, yani yandan çekilmiş, tabii tek göz göreceksin”. 
aynı resmi ikinci kıza gösterip aynı suali sormuş ve; 
– ”Bana bak” diye ilave etmiş, ”Doğru dürüst bir cevap ver”. İkinci kız; 
– ”Bu adamı tanımak çok kolay çünkü adamın tek kulağı var”. 
Komiser Kâzım “kızım” diye bağırmış. 
– ”Bu resim profilden dedik ya adamın suratının öbür yanını göremiyoruz, Onun için kaç gözü, kaç kulağı olduğunu bilemeyiz”. Kâzım üçüncü kıza; 
– ”kızım lütfen akıllı bir cevap vermeye çalış, beni çıldırtma bu adamın bariz özelliği nedir, bu adamı ileride nasıl tanırsın?” diye sormuş. 
Kız; 
– ”Bu adam lens takıyor” diye cevap vermiş. 
Komiser Kâzım şaşkın şaşkın resme bakmış, ama adamın lens takıp takmadığını bir türlü anlayamamış. Merak etmiş, adamın dosyasını açıp okumuş, dosyadaki bilğiye göre hakikaten adam lens takıyormuş. Komiser Kâzım üçüncü kıza hayranlık içinde; 
– ”Aferin be kızım doğru bilmişsin, şimdi söyle bakalım bu adamın lens taktığını resimden nasıl anlayabildin?”. 
Kız; 

– ”Çok kolay tek gözlü, tek kulaklı bir adamın gözlük takacak hali yok ya”…

Casinoda Sarışın


CASINODA iki görevli sıkıntıdan patlamış bir şekilde barbut masasında 
dikiliyorlarmış… 
Derken içeri fıstık gibi bir sarışın girmiş, masaya 10 bin dolar koymuş 
veee; ‘ 
Baylar, umarım sizin için sorun olmaz ama, ben çıplakken kendimi daha 
şanslı hissediyorum” diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş… 
Sonra elindeki zara öpücük kondurmuş ve; ‘ 
‘Haydi tatlım, bana yeni kıyafetler lazım” diye, zarı fırlatmış… 
Ve, ”Evet!.. Evet!.., Kazandım!..” diye, sevinç çığlıkları atarak iki 
adama sarılıp öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün paraları almış 
ve koşa koşa gitmiş… 
İki adam da bakakalmışlar… Biri ”vaovv” demiş, ”ne kadındı be… peki kaç atmıştı?” 
Öteki cevap vermiş; ”Bilmeem…” 
KISSADAN HİSSE:

Bütün sarışınlar aptal değildir, ama bütün erkekler erkektir

mühendis ve isletmeci


Günün birinde aynı üniversitede görevli üç işletme uzmanı ile üç mühendis İstanbul’a bir seminer için davet edilmişler. Altı kafadar daha ucuz olacağına inanarak trenle gitmeye karar vermişler. Hep birlikte tren bilet gişesine gitmişler, mühendisler birer tane bilet almış, işletmeciler yalnızca bir bilet alıp trene binmişler. Mühendisler, işletmecilere tek bilet ile nasıl seyahat edeceklerini sorunca;
– Bekleyin göreceksiniz!
Cevabını almışlar. Bir süre sonra kondüktör bilet kontrolü yapmaya başlayınca işletmeciler hep birlikte trenin tuvaletine girmiş ve kapıyı kilitlemişler. Kondüktör bilet kontrolünü bitirip tuvaletin önüne gelmiş ve kapıyı çalmış. Kapı aralanıp içeriden bir bilet uzatılmış. Kondüktör de bileti işaretleyip gitmiş. Mühendisler bayılmışlar bu işe ve dönüşte aynı numarayı kendileri de yapmaya karar vermişler. Seminer bitince yine aynı ekip istasyona gitmişler, mühendisler bir tane bilet almış, işletmeciler hiç bilet almadan trene binmişler. Mühendisler biletsiz nasıl seyahat edeceklerini sorunca yine aynı cevabı almışlar:
– Bekleyin göreceksiniz.
Kondüktör bilet kontrolüne başlayınca mühendisler hemen birlikte tuvalete girmişler. İşletmeciler de diğer tuvalete girmiş. 5 dakika sonra işletmecilerden birisi tuvaletten çıkıp diğer tuvaletin kapısını çalmış, kapı aralanıp içeriden bir bilet uzanmış. İşletmeci bileti alıp diğer tuvalete girmiş ve kondüktörü beklemeye başlamışlar…
mühendislerden en genç olanı tuvaletten çıkıp diğer tuvaletin kapısını çalmış…
İşletmeciler kapıyı bile açmadan :

Hadi lan, bizim numaramızı bize mi yedirecen…

adli tabip

Avukat adli tabibi sorguya çekiyordu: 
- Ölüm evrakını imzalamadan önce adamın nabzına bakmış mıydınız ? 
- Hayır. 
- Kalbini dinlemiş miydiniz ? 
- Hayır. 
- Nefes alıp almadığını kontrol etmiş miydiniz ? 
- Hayır.
- Öyleyse, ölüm evrakını imzalamadan önce adamın ölü olduğundan emin olmak için gereken hiç bir işlemi yapmadınız, değil mi ? 
Tabibin sabrı taştı: 
- Pekala, şöyle söyleyeyim: Adamın beyni masamdaydı, fakat bütün bildiğim, onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapıyor olabileceğidir....

deli

Tımarhanedeki delilerin sıra ile bir baca deliğine baktıklarını gören doktor ne yaptıklarını merak edip sorar. 
-Orada ne yapıyorsunuz?
Deliler içeride ne var diye merak ettiklerini söylerler. Doktor da merak edip gelir bakar.Fakat hiç bir şey olmadığını görünce delilere kızar ve: 
-burada hiç bir şey yok der. 
Delilerden birisi doktora dönerek:
-Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik sen galiba delisin bir defa bakmakla mı göreceğini zannettin??!!
der.

Artık Takmıyorum

Adamın biri şidddetli ishal şikayetiyle Çapa Hastanesine başvurur. İşlemleri devam ederken karışan kağıtlar sonucunda adamı psikiyatri servisine havale ederler. Aradan 15 gün geçip taburcu olma günü gelince arkadaşı bizim adamı karşılamaya gelir:
-Nasıl oldu geçti mi ishal? 
der arkadaşı. 
Bizimki ise : 
-Hayır geçmedi ama artık takmıyorum.

Seksen Beşlik Koca

85 yaşından da bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir. 
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar: 
Doktor- "İçerde doğum yapan bayan yakınınız mı?" 
Adam- "Evet,eşim.” 
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..." 
Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo, aklıma benim dedem geldi de." 
Adam- "Nesi varmış dedenizin?" 
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. Sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..." 
Adam- "Olur mu?Başkası vurmuştur onu." 
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte."

Deriden Cüzdan

Bir ürolog bilimsel takılıp (doğrusunu da yapmış) sünnet işini sünnetçilere bırakmamış. 20 yıllık meslek yaşamında kestiği sünnet derilerini özenle saklamış. Emekli olduğunda da bir deri ustasına götürüp 
"bu derilerden bana öyle bir şey yap ki 20 yıllık hatıralarım yaşasın" 
demiş. 
Bir hafta sonra yapılan eşyayı almaya gittiğinde ne görsün, ufacık bir cüzdan. Canı sıkılmış ve 
"o kadar çok deriden yapa yapa bunu mu yaptın??!!" 
demiş. 
Ama usta da ustaymış, maharetini göstermiş
"Haklısın ufacık görünüyor ama o cüzdan okşayınca bavul oluyor" 
demiş. 

mikrocerrahi

Teksas'lı üç cerrah golf oynarken yaptıkları başarılı operasyonlardan bahsediyorlarmış.
Birincisi başlamış:
- Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan konser piyanisti bir kazada yedi parmağını kaybetmişti, ben ameliyatla yeniden diktim, sekiz ay sonra İngiltere Kraliçesine özel konser verdi.
Diğeri atlamış:
- O da bir şey mi? Genç bir adam kazada her iki bacağını ve kolunu kaybetmişti, ben yeniden monte ettim, iki yıl sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı.
Üçüncüsü başlamış:
- Beyler, sizler daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy atını saatte 120 km hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan çalışmam için arta kalanlar sadece atın *ötü ve kovboyun şapkası idi.
- Eeeee Hocam...Peki şimdi ne oldu ?
- Şimdi kendisi ABD Başkanı.

Yirmi Dört Saat

Doktor hastasına aylar süren tahlillerin sonuçlarını açıklamaktadır:
-Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var... Önce kötü haberi vereyim. Test sonuçlarına göre 24 saatlik ömrünüz kalmış.
Adam yıkılır ve doktora dönüp :
-Hayır olamaz!Fakat, fakat bundan daha kötü ne olabilir ki?
Doktorun yanıtı kısa olur :
-Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum...

doktorlar

Bir İngiliz doktor diyor ki:
-Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.
Alman doktor diyor ki:
-Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz. 
Amerikalı doktor da diyor ki: 
-Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.

Yaşlı Hasta

Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor.Kadıncağız yirmi sekiz gündür Üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok.Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Profesör başta, arkasında Doçentler, sonrasında baş asistanlar ve bir iki parlak öğrenci. Üçgen düzende neredeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Profesör sorar: 
- Radyolojik tetkikler ? 
Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses: 
- EKG ? 
Derhal hocanın önüne serilir, 
- Eforlusu ? 
O da hemen açılır hocanın önüne. 
- Laboratuvar tetkikleri? 
Her şey önceden hazırlanmıştır. 
- Elektroansefalografi ? 
- Buyurun hocam. 
- Emar ? 
Dışarıda çektirilmiş(!) emar da konulur büyük patronun önüne. 
- Sintigrafi? 
- Anjiyo?... 
derken Büyük şef sorar : 
- Sken oldu mu ? Kadından gelen cılız bir ses: 
- Bir o olmadı.

motor

Dünyanın en ünlü kalp doktoru Dr Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve Dr. Bakey'e dönerek:
- "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine Dr. Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: 
- "Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesenize!!!"

vasiyetim

Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki: 

- Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum.Avukatı da:
- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya... 
-Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok.bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.Sadece iki dileğim olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar.Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der.Avukat: 
- Evet efendim anladım, der ve "İkinci dileğiniz ne" diye sorar.Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına: 
- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim.Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan.Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der.Avukatın gözleri açılır ve: 
- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler. Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir.Karısı bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler.En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır.
Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını söyler.Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve: 
- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz.Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para 
kazanmış oluruz ne dersin? diye sorar.Genç kadın biraz düşündükten sonra:
- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der.Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder.Doğru yaşlı milyonerin yanına gider ve: 
- Efendim, eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay. 
- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der.Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat 10'da evine gideceğini 
söyler.Eşi de:
- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar.Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider.10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar.Evde hiç kıpırtı yok.
- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli değil diye düşünür.Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya basmaya.Evden hala ses yok.Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt.Gene çıt yok.Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar.Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!! Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir:
- Sevgilim sen bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil.Kadın fikrini değiştirdi.Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.

5 rahibe

5 tane Rahibe öldükten sonra diğer tarafta onları önünde bir tas su ile zebani karşılar. Zebani rahibelerin sıraya girmelerini ister. İlk kadına sorar:
- P...is hakkında ne biliyorsun?.
Kadın 
- Yalnızca dokundum
der. 
- O zaman sadece ellerine suyu sür geç 
der zebani.
İkinciye de aynı soruyu sorar. 
Oda 
- Yalnızca gördüm 
der. 
- O zaman suyu gözlerine sür ve geç 
der. 
O sırada 3. ile 4. kadın yer değiştirir. 
Zebani bunu görünce 
- Ne yapıyorsunuz yer değiştirmek yasak
der.
Bunun üzerine Kadın:
- Arkadaş g**ünü yıkamadan ben bi ağzımı yıkasaydım
der...

Papağan ve Kadın

Kadının biri bir petshop a gider ve :
- "Bir papağan almak istiyorum". 
der.Mehmet ismindeki petshop sahibi :
- "Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım". 
Bir papağan sahibi olmak isteyen kadın :
- "Hayır almak istiyorum". 
der ve papağını alır. Evine geldiğinde bir bakar ki gerçekten papağan kadını her eve geldiğinde :
- "Hoşgeldin o***pu". 
diyerek karşılar. Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür. 
- "Mehmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni hoşgeldin o***pu diyerek selamlıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum". 
Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet bey :
- "Hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın..." 
Kadın inanmayarak da olsa "tamam" der ve gider. Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır. 
- "Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?" 
diye sorar papağana.Papağan da :
- "Hoşgeldin o***pu diycem." 
der. Bunun üstüne papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.Papağan yine aynı yanıtı verir. Bir olur , iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz
- "Hoşgeldiniz hanımefendi diycem" 
der. Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler. Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyler ve papağana sorular sormaya başlar. 
- "Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendi" 
diyeceğim der papağan. Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder. 
- "Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendiler" 
diyeceğim. 
- "Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz beyfendi" 
diycem. Peki yanımda iki üç erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?" Papağan biraz duraksar ve cevap verir :
- "Oğlum Mehmet suyu kaynat bu karı harbi o***pu!!!"

fizik dersi

Temel, idris ve Dursun fizik dersindeler. Hoca sozlu yapmak icin Dursun'u kaldirmis. 
- Kalk bakalim Dursun. Sicak bir gunde arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin? 
- Cami acarim, hocam. 
Hoca atlamis; 
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir? 
Dursun'da yanit yok tabii. Oylece kalakalmis. Sifirini almis oturmus. Bu arada Temel fizikcinin lazlara gicik oldugunu bildiginden sira kendine gelecek diye korkmaya baslamis. Hoca bu kez, 
- Sen kalk bakalim, idris. deyince Temel iyice sinmis. Hoca, 
- Soyle bakalim idris. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin? 
- Ceketimi cikaririm, hocam. 
- Daha sicak oldu. 
- Cami acarim, hocam. 
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir? 
Idris de yanit verememis ve sifiri alip oturmus. Temel'i iyice bir telas almis. Hoca Temel'e donup, 
- Temel, kalk bakalim. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin? 
- Ceketimi cikaririm, hocam. 
- Daha sicak oldu. 
- Gomlegimi cikaririm, hocam. 
- Daha da sicak oldu. 
- Pantolonumu cikaririm, hocam. 
- Oglum cok sicak oldu. 
- Atletimi cikaririm, hocam. 
- Oglum yaniyorsun sicaktan. 
- Donumu cikaririm, hocam. 
- Evladim, ter icinde kaldin. 
- Herseyimi cikaririm, hocam. 
- Sicak imanini gevretiyo yahu... 
- Hocam, bosuna ugrasma, anami da ..kseler acmam o camı...!!!