doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Süzme

Temelin 8 tane çocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak,
geri zekaliymis. Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler.Durumu
anlatmislar. Böyle böyle biz artik çocuk istemiyoruz demisler. Doktor
bunlara 1-2 kutu prezervatif vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis
yollamis. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamis
Temel kara kara düsünmeye baslamis . Ne yapsak ne etsek diye Fadime "Dur ben sana dantelden örüvereyim demis" Ölçüyü falan almis 1-2 gün içinde örmüs. aradan 9 ay geçmis Temel ile Fadimenin 1 çocuklari daha olmus. Zamanla çocuk büyümüs, 9-10 yaslarina gelmis. Ama nasi bi çocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sinavlarda birinci, sporda tüm sehrin en iyisi, Köyün en zeki, atilgan çocugu olmus.
Bir gün Temel kahvede otururken sormuslar :
" Ya Temel senin 9 çocugun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasil oluyor da
bu kadar akilli oldu?" Temel gerine gerine cevap vermis :
" Süzme o, süzme."

adli tabip

Avukat adli tabibi sorguya çekiyordu: 
- Ölüm evrakını imzalamadan önce adamın nabzına bakmış mıydınız ? 
- Hayır. 
- Kalbini dinlemiş miydiniz ? 
- Hayır. 
- Nefes alıp almadığını kontrol etmiş miydiniz ? 
- Hayır.
- Öyleyse, ölüm evrakını imzalamadan önce adamın ölü olduğundan emin olmak için gereken hiç bir işlemi yapmadınız, değil mi ? 
Tabibin sabrı taştı: 
- Pekala, şöyle söyleyeyim: Adamın beyni masamdaydı, fakat bütün bildiğim, onun bir yerlerde hala hukuk tahsili yapıyor olabileceğidir....

deli

Tımarhanedeki delilerin sıra ile bir baca deliğine baktıklarını gören doktor ne yaptıklarını merak edip sorar. 
-Orada ne yapıyorsunuz?
Deliler içeride ne var diye merak ettiklerini söylerler. Doktor da merak edip gelir bakar.Fakat hiç bir şey olmadığını görünce delilere kızar ve: 
-burada hiç bir şey yok der. 
Delilerden birisi doktora dönerek:
-Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik sen galiba delisin bir defa bakmakla mı göreceğini zannettin??!!
der.

Artık Takmıyorum

Adamın biri şidddetli ishal şikayetiyle Çapa Hastanesine başvurur. İşlemleri devam ederken karışan kağıtlar sonucunda adamı psikiyatri servisine havale ederler. Aradan 15 gün geçip taburcu olma günü gelince arkadaşı bizim adamı karşılamaya gelir:
-Nasıl oldu geçti mi ishal? 
der arkadaşı. 
Bizimki ise : 
-Hayır geçmedi ama artık takmıyorum.

Seksen Beşlik Koca

85 yaşından da bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir. 
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar: 
Doktor- "İçerde doğum yapan bayan yakınınız mı?" 
Adam- "Evet,eşim.” 
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..." 
Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo, aklıma benim dedem geldi de." 
Adam- "Nesi varmış dedenizin?" 
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. Sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..." 
Adam- "Olur mu?Başkası vurmuştur onu." 
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte."

Deriden Cüzdan

Bir ürolog bilimsel takılıp (doğrusunu da yapmış) sünnet işini sünnetçilere bırakmamış. 20 yıllık meslek yaşamında kestiği sünnet derilerini özenle saklamış. Emekli olduğunda da bir deri ustasına götürüp 
"bu derilerden bana öyle bir şey yap ki 20 yıllık hatıralarım yaşasın" 
demiş. 
Bir hafta sonra yapılan eşyayı almaya gittiğinde ne görsün, ufacık bir cüzdan. Canı sıkılmış ve 
"o kadar çok deriden yapa yapa bunu mu yaptın??!!" 
demiş. 
Ama usta da ustaymış, maharetini göstermiş
"Haklısın ufacık görünüyor ama o cüzdan okşayınca bavul oluyor" 
demiş. 

mikrocerrahi

Teksas'lı üç cerrah golf oynarken yaptıkları başarılı operasyonlardan bahsediyorlarmış.
Birincisi başlamış:
- Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan konser piyanisti bir kazada yedi parmağını kaybetmişti, ben ameliyatla yeniden diktim, sekiz ay sonra İngiltere Kraliçesine özel konser verdi.
Diğeri atlamış:
- O da bir şey mi? Genç bir adam kazada her iki bacağını ve kolunu kaybetmişti, ben yeniden monte ettim, iki yıl sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı.
Üçüncüsü başlamış:
- Beyler, sizler daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy atını saatte 120 km hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan çalışmam için arta kalanlar sadece atın *ötü ve kovboyun şapkası idi.
- Eeeee Hocam...Peki şimdi ne oldu ?
- Şimdi kendisi ABD Başkanı.

Yirmi Dört Saat

Doktor hastasına aylar süren tahlillerin sonuçlarını açıklamaktadır:
-Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var... Önce kötü haberi vereyim. Test sonuçlarına göre 24 saatlik ömrünüz kalmış.
Adam yıkılır ve doktora dönüp :
-Hayır olamaz!Fakat, fakat bundan daha kötü ne olabilir ki?
Doktorun yanıtı kısa olur :
-Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum...

doktorlar

Bir İngiliz doktor diyor ki:
-Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.
Alman doktor diyor ki:
-Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz. 
Amerikalı doktor da diyor ki: 
-Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.

Yaşlı Hasta

Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor.Kadıncağız yirmi sekiz gündür Üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok.Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Profesör başta, arkasında Doçentler, sonrasında baş asistanlar ve bir iki parlak öğrenci. Üçgen düzende neredeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Profesör sorar: 
- Radyolojik tetkikler ? 
Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses: 
- EKG ? 
Derhal hocanın önüne serilir, 
- Eforlusu ? 
O da hemen açılır hocanın önüne. 
- Laboratuvar tetkikleri? 
Her şey önceden hazırlanmıştır. 
- Elektroansefalografi ? 
- Buyurun hocam. 
- Emar ? 
Dışarıda çektirilmiş(!) emar da konulur büyük patronun önüne. 
- Sintigrafi? 
- Anjiyo?... 
derken Büyük şef sorar : 
- Sken oldu mu ? Kadından gelen cılız bir ses: 
- Bir o olmadı.

motor

Dünyanın en ünlü kalp doktoru Dr Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve Dr. Bakey'e dönerek:
- "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine Dr. Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: 
- "Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesenize!!!"