doktorlar

Bir İngiliz doktor diyor ki:
-Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.
Alman doktor diyor ki:
-Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz. 
Amerikalı doktor da diyor ki: 
-Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.

Yaşlı Hasta

Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor.Kadıncağız yirmi sekiz gündür Üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok.Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Profesör başta, arkasında Doçentler, sonrasında baş asistanlar ve bir iki parlak öğrenci. Üçgen düzende neredeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Profesör sorar: 
- Radyolojik tetkikler ? 
Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses: 
- EKG ? 
Derhal hocanın önüne serilir, 
- Eforlusu ? 
O da hemen açılır hocanın önüne. 
- Laboratuvar tetkikleri? 
Her şey önceden hazırlanmıştır. 
- Elektroansefalografi ? 
- Buyurun hocam. 
- Emar ? 
Dışarıda çektirilmiş(!) emar da konulur büyük patronun önüne. 
- Sintigrafi? 
- Anjiyo?... 
derken Büyük şef sorar : 
- Sken oldu mu ? Kadından gelen cılız bir ses: 
- Bir o olmadı.

motor

Dünyanın en ünlü kalp doktoru Dr Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve Dr. Bakey'e dönerek:
- "Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine Dr. Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: 
- "Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesenize!!!"

vasiyetim

Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki: 

- Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum.Avukatı da:
- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya... 
-Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok.bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.Sadece iki dileğim olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar.Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der.Avukat: 
- Evet efendim anladım, der ve "İkinci dileğiniz ne" diye sorar.Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına: 
- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim.Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan.Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der.Avukatın gözleri açılır ve: 
- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler. Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir.Karısı bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler.En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır.
Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını söyler.Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve: 
- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz.Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para 
kazanmış oluruz ne dersin? diye sorar.Genç kadın biraz düşündükten sonra:
- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der.Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder.Doğru yaşlı milyonerin yanına gider ve: 
- Efendim, eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay. 
- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der.Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat 10'da evine gideceğini 
söyler.Eşi de:
- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar.Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider.10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar.Evde hiç kıpırtı yok.
- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli değil diye düşünür.Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya basmaya.Evden hala ses yok.Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt.Gene çıt yok.Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar.Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!! Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir:
- Sevgilim sen bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil.Kadın fikrini değiştirdi.Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.

5 rahibe

5 tane Rahibe öldükten sonra diğer tarafta onları önünde bir tas su ile zebani karşılar. Zebani rahibelerin sıraya girmelerini ister. İlk kadına sorar:
- P...is hakkında ne biliyorsun?.
Kadın 
- Yalnızca dokundum
der. 
- O zaman sadece ellerine suyu sür geç 
der zebani.
İkinciye de aynı soruyu sorar. 
Oda 
- Yalnızca gördüm 
der. 
- O zaman suyu gözlerine sür ve geç 
der. 
O sırada 3. ile 4. kadın yer değiştirir. 
Zebani bunu görünce 
- Ne yapıyorsunuz yer değiştirmek yasak
der.
Bunun üzerine Kadın:
- Arkadaş g**ünü yıkamadan ben bi ağzımı yıkasaydım
der...

Papağan ve Kadın

Kadının biri bir petshop a gider ve :
- "Bir papağan almak istiyorum". 
der.Mehmet ismindeki petshop sahibi :
- "Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım". 
Bir papağan sahibi olmak isteyen kadın :
- "Hayır almak istiyorum". 
der ve papağını alır. Evine geldiğinde bir bakar ki gerçekten papağan kadını her eve geldiğinde :
- "Hoşgeldin o***pu". 
diyerek karşılar. Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür. 
- "Mehmet bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni hoşgeldin o***pu diyerek selamlıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum". 
Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet bey :
- "Hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın..." 
Kadın inanmayarak da olsa "tamam" der ve gider. Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır. 
- "Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?" 
diye sorar papağana.Papağan da :
- "Hoşgeldin o***pu diycem." 
der. Bunun üstüne papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.Papağan yine aynı yanıtı verir. Bir olur , iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz
- "Hoşgeldiniz hanımefendi diycem" 
der. Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler. Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyler ve papağana sorular sormaya başlar. 
- "Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendi" 
diyeceğim der papağan. Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder. 
- "Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz hanımefendiler" 
diyeceğim. 
- "Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?"
- "Hoşgeldiniz beyfendi" 
diycem. Peki yanımda iki üç erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?" Papağan biraz duraksar ve cevap verir :
- "Oğlum Mehmet suyu kaynat bu karı harbi o***pu!!!"

fizik dersi

Temel, idris ve Dursun fizik dersindeler. Hoca sozlu yapmak icin Dursun'u kaldirmis. 
- Kalk bakalim Dursun. Sicak bir gunde arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin? 
- Cami acarim, hocam. 
Hoca atlamis; 
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir? 
Dursun'da yanit yok tabii. Oylece kalakalmis. Sifirini almis oturmus. Bu arada Temel fizikcinin lazlara gicik oldugunu bildiginden sira kendine gelecek diye korkmaya baslamis. Hoca bu kez, 
- Sen kalk bakalim, idris. deyince Temel iyice sinmis. Hoca, 
- Soyle bakalim idris. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin? 
- Ceketimi cikaririm, hocam. 
- Daha sicak oldu. 
- Cami acarim, hocam. 
- Hah iste, o camdan giren ruzgarin ivmesi nedir? 
Idris de yanit verememis ve sifiri alip oturmus. Temel'i iyice bir telas almis. Hoca Temel'e donup, 
- Temel, kalk bakalim. Sicak birgun ve arabanla gidiyorsun. Sicak bastirdi. Ne yaparsin? 
- Ceketimi cikaririm, hocam. 
- Daha sicak oldu. 
- Gomlegimi cikaririm, hocam. 
- Daha da sicak oldu. 
- Pantolonumu cikaririm, hocam. 
- Oglum cok sicak oldu. 
- Atletimi cikaririm, hocam. 
- Oglum yaniyorsun sicaktan. 
- Donumu cikaririm, hocam. 
- Evladim, ter icinde kaldin. 
- Herseyimi cikaririm, hocam. 
- Sicak imanini gevretiyo yahu... 
- Hocam, bosuna ugrasma, anami da ..kseler acmam o camı...!!!